Tengri VerseENTR
Kayıt № 009Yer

Aba

Adı anılmayan ata; yerin içinden duyar, andı bozanı bulur.

ÇağIV · Yeniden Doğuş Çağı ve Erlik'in Yükselişi

Âlem
Yer
Tür
Hayvan-ata
Kudret 4/5
AbaKodeks levhası · 512×512
Aba

Kaynaklardafolklor · akademi · dipnotlu

Adı anılmayan

Eski Türkçede ayının adı adığdır. Irk Bitig'in altıncı falında bir ayıyla bir domuz geçitte karşılaşır; ayının karnı yarılır, domuzun dişi kırılır: "bilin ki kötüdür". Kâşgarlı'nın atasözünde avcı ne kadar hile bilirse ayı o kadar yol bilir. Oğuz Kağan'ın göğsü ayı göğsü gibidir; canavara yem diye ağaca altın kuşağıyla bir ayı bağlar. Yazıtlarda ve Çin yıllıklarının Türk bölümlerinde ayı geçmez.[1]

Ögel'in hükmü açıktır: büyük devlet kurmuş Türklerde ayı kültü yoktur. Aşağıdakilerin hepsi on sekizinci ile yirminci yüzyıl arasında Altay-Sayan Türklerinden ve Yakutlardan derlenmiştir; kültün baş tanığı Dırenkova da Sibirya dışındaki Türklerde inandırıcı bir kanıt bulunmadığını yazar.[2]

Ayının adı söylenmez. Kâşgarlı daha on birinci yüzyılda Kıpçakça apa'yı "ayı" diye verir.[1] Sagaylar ona aba (baba), Şorlar apşak (ihtiyar) ve ulu kiji (ulu kişi), Yakutlar ese (dede) der; Yakutlarda "dede" bile onu kızdırır. Çünkü yerin içinden her şeyi duyar, hatırlar ve bağışlamaz; ama zayıfa ve boyun eğene dokunmaz. Avcı inde uyuyanı vurmaz, önce uyandırır: "Kalk ihtiyar, savaş geldi." Vurduktan sonra ağlar ve inkâr eder: ulu kişi ağaçtan düşmüştür, ya da onu yabancılar öldürmüştür.[3]

Kemikleri kırılmaz, yakılmaz; başı, batıya, ölüm yönüne yürüsün diye doğuya çevrilir. Şorlar "ulu kişinin toyu"nu yapar, Sagaylar ona insan gibi ağıt yakar. Derisi yüzülünce insana benzer: anlatılarda ayı hep ormana gidip dönmeyen bir insandır; ayının kaçırdığı kadından doğan oğul da sonunda ormana döner. Altaylılar ayı postuna oturup burnunu öperek ant içer; Minusinsk Türklerinde kapının bekçisi, pençesi eşiğe asılan aba töstür.[4]

Kayıt onu göğe değil aşağıya koyar: Altay yaratılış anlatılarında ayıyı Erlik yapar; ayılar orman sahibi Kayrakan'ın sürüsüdür; kam davulunda yeraltı çizgisinin altına çizilir.[5]

Tengri Verse'tekurgusal yorum

Ormana giden ata

Tengri Verse'te Aba, Ulu Koruyucular'dan (kurt, geyik, ayı, at) Ayı'dır: bir Töz, hiçbir boyun değil. Aba, "ata", halkın ona verdiği addır; gerçek adı Adığ'dır ve söylenmez. Bir zamanlar insandı; ormana gitti ve dönmedi. Bu yüzden ona ata, dede, Ulu Kişi denir: insanın büyüğüdür, hiçbir soyun atası değil. Kayıtta ayıyı Erlik yapar; evrende Koruyucular'ın hiçbiri onun işi değildir.

Yerin içinden her şeyi duyar, hatırlar, bağışlamaz; zayıfa ve boyun eğene dokunmaz. Ayı pençesi, postu ya da kafatası üzerine ant içilir; andı bozanı o bulur. Bir Kam'ın ya da Alp'in güç aldığı her ayı Töz'ü ondan gelir.

Avda adı anılmaz, gizli bir dil konuşulur; uyuyan ayı vurulmaz, önce uyandırılır; vuran vurduğunu inkâr eder. Aba yalnızca kış uykusunda vurulabilir ve onu uyurken vuranın öcü alınır. Kendini ona hısım diye tanıtana dokunamaz. Kodeks onu dörtte tutar: Koruyucular'ın en güçlü bedeni; tek başına bir savaşı çevirir, ama Kök Böri gibi ölçüsüz değildir.

Kaynakça

  1. Clauson, G. An Etymological Dictionary of Pre-Thirteenth-Century Turkish. Oxford, 1972, pp. 5, 45–46; Tekin, T. Irk Bitig: The Book of Omens. Wiesbaden, 1993, omen 6; Bang, W. & Rahmeti, G. R. Oğuz Kağan Destanı. İstanbul, 1936.
  2. Ögel, B. Türk Mitolojisi II, TTK, pp. 329–330, 533; Dyrenkova, N. P. "Bear Worship among Turkish Tribes of Siberia." Proceedings of the 23rd International Congress of Americanists, 1930, pp. 413, 431.
  3. Dyrenkova 1930, pp. 414–417, 425–427; Seroshevsky, V. L. Yakuty. St. Petersburg, 1896, pp. 658–660.
  4. Dyrenkova 1930, pp. 419–421, 423–431; Verbitsky, V. I. Altayskie inorodtsy. Moscow, 1893, p. 137.
  5. Dyrenkova 1930, pp. 429–433; Verbitsky 1893, p. 100; Radloff, W. Proben der Volkslitteratur der türkischen Stämme Süd-Sibiriens I, 1866, pp. 182–183.

İlişkili varlıklar